Arapça Harekeli Telkin Duası
Telkin Duası, kişi vefat ettikten ve kabre konulduktan sonra okunan, aslında bir nevi iman esaslarını hatırlatma duasıdır. Amacı, ölen kişinin kabirde meleklerin (Münker ve Nekir) soracağı sorulara doğru cevap verebilmesine yardımcı olmaktır.
Dini Hükmü
Bu uygulamanın dini bir dayanağı olup olmadığı, İslam alimleri arasında farklı yorumlanmıştır. Ölüm döşeğindeki kişiye “La ilahe illallah” demeyi telkin etmek sünnet iken, defin sonrası bu uygulamanın meşruiyeti konusunda ihtilaf vardır. Birçok alim kaynağı zayıf görürken, bazı mezhepler (ör. Hanefi, Şafii) bu işlemin caiz veya müstehap olduğunu belirtmiştir.
Arapça Okunuşu ve Türkçe Anlamı
Aşağıda metnin ana kısmının Arapçası ve Türkçe tercümesi yer almaktadır:
Arapça (Temel Kısım):
اُذْكُرْ مَا كُنْتَ عَلَيْهِ مِنْ شَهَادَةِ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ وَ اَنَّ الْجَنَّةَ حَقٌّ وَ النَّارَ حَقٌّ وَ اَنَّ الْبَعْثَ حَقٌّ وَ اَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لاَرَيْبَ فِيهَا وَ اَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِى الْقُبوُرِ وَ اَنَّكَ رَضِيتَ بِاللّٰهِ رَبًّا وَ بِالْإِسْلاَمِ دِينًا وَ بِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيًّا وَ بِالْقُرْاٰنِ اِمَامًا وَ بِالْكَعْبَةِ قِبْلَةً وَ بِالْمُؤْمِنِينَ اِخْوَانًا رَبِّىَ اللّٰهُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Türkçe Anlamı:
“Hayatta iken üzerinde olduğun şu hususları hatırla: Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna, cennet ve cehennemin gerçek olduğuna, öldükten sonra dirilişin ve kıyamet gününün şüphesiz geleceğine iman etmiştin. Allah kabirlerdeki ölüleri diriltecektir. Sen, Rabb olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, peygamber olarak Muhammed’i, imam (önder) olarak Kur’an’ı, kıble olarak Kabe’yi ve kardeş olarak müminleri kabul etmiş ve bundan hoşnut olmuştun. Rabb’im olan Allah’tan başka ilah yoktur. Sadece O’na tevekkül ettim. O, büyük Arş’ın sahibidir.”
Bu duanın ardından, kişiye üç defa “Lâ ilâhe illallah” (Allah’tan başka ilah yoktur), üç defa “Rabbim Allah, dinim İslam, peygamberim Muhammed’dir” demesi telkin edilir ve “Rabbim onu yalnız bırakma” diye dua edilir.
Uygulamanın İslam’daki yeri hakkında farklı görüşler olduğunu belirtmekte fayda var. Aklınıza takılan başka bir nokta olursa memnuniyetle yardımcı olurum.
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَا يَبْقَى إِلَّا وَجْهُهُ وَلَا يَدُومُ إِلَّا مُلْكُهُ * تَوَحَّدَ بالْبَقَاءِ وَتَفَرَّدَ بِالْعَظَمَةِ وَالثَّناء وَخَلَقَ الْخَلْقَ لِلْمَوْتِ وَالْفَناءِ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ هَذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَ صَدَقَ اللهُ وَرَسُولُهُ * وَمَا زَادَهُمْ إِلَّا إِيمَاناً وتسليماً * عَلَيْكَ سَلَامُ اللهِ (يَا عَبَدَ اللهُ ابْنَ عَبْدِ اللَّهِ وَأَمَتِهِ * أَنْتَ مِنْ أَحْزَابِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ تَعَالَى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأُمَّتِهِ أَسْكَنَكَ اللَّهُ بِكَرَمِهِ مَرَافِعَ جَنَّتِهِ وَتَغَمَّدَكَ اللَّهُ بِلُطْفِهِ مَلَابِسَ رَحْمَتِهِ أَلَا وَإِنَّ الْمَوْتَ مَكْتُوبٌ عَلَى الشَّرِيفِ وَالْوَضِيعِ وَالْعَاصِي وَالْمُطِيعِ لَا يَنْجُو مِنْهُ مَلَكْ مُقَرَّبٌ مَعَ قُرْبَتِهِ *
وَلَا نَبِيٌّ مُرْسَلٌ مَعَ عُلُو دَرَجَتِهِ وَرِفْعَتِهِ خَرَجْتَ مِنْ دَارِ الدُّنْيَا الدَّنِيَّةِ وَوَصَلْتَ إِلَى دَارِ الْعُقْبَيَ الْأَبَدِيَّةِ * رَحَلْتَ مِنْ دَارِ الْمِحْنَةِ وَالْغُرُورِ وَالْفَنَاءِ * وَوَصَلْتَ إِلَى دَارِ النَّعْمَةِ وَالسُّرُورِ وَالْبَقَاءِ * فَهَذَا أَوَّلُ مَنْزِلِكَ مِنْ منازل الْآخِرَةِ * وَآخِرُ مَنْزِلِكَ مِنْ مَنَازِلِ الدُّنْيَا الْفَانِيَةِ * فَالْآنَ قَدْ يَنْزِلُ عَلَيْكَ الْمَلَكَانِ الْمُقَرَّبَانِ مِنْ ملئكَة الرَّحْمَنِ فَلا تَخَفْ مِنْهُمَا وَلَا تَحْزَنْ عَنْهُمَا فَإِنَّهُمَا عَبْدَانِ مَأْمُورَانِ بِأَمْرِ الرَّحْمَنِ * سائلان عَنْكَ قَائِلَان لَكَ مَنْ رَبُّكَ وَمَنْ نَبِيُّكَ وَمَا دِينَكَ وَمَا إِمَامُكَ وَمَا قَبْلَتُكَ وَمَنْ إِخْوَتُكَ وَمَنْ أَخَوَاتُكَ *
فَقُلْ فِي جَوَابِهِمَا بِقَوْلٍ صَرِيحٍ وَقَلْبِ شَرِيحٍ وَلِسَانِ فَصِيحِ اللَّهُ رَبِّي خَالِقُ الْأَشْيَاء وَمُحَمَّدٌ نَبِيِّي خَاتَمُ الْأَنْبِيَاءِ وَالإِسْلَامُ دِينِي وَالْقُرْآنُ إِمَامِي وَالْكَعْبَةُ قِبْلَتِي وَالْمُؤْمِنُونَ إِخْوَتِي وَالْمُؤْمِنَاتُ أَخَوَاتِي وَاذْكُرِ الْعَهْدَ الَّذِي كُنْتَ عَلَيْهِ فِي دَارِ الدُّنْيَا وَهِيَ كَلِمَةُ الشَّهَادَةِ * أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَاعْلَمْ أَنَّ الْمَوْتَ حَقٌّ وَالْقَبْرَ حَقٌّ * وَسُؤَالَ الْمُنْكَرِ وَالنَّكِيرِ فِيهِ حَقٌّ ** وَأَنَّ الْحَشْرَ وَالنَّشْرَ حَقٌّ وَأَنَّ لِقَاءَ اللَّهِ تَعَالَى فِي الْجَنَّةِ لِلْمُؤْمِنِينَ حَقِّ وَأَنَّ السَّاعَةَ آتِيَةٌ لَا رَيْبَ فِيهَا وَأَنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي القُبُورِ *
مِنْهَا خَلَقْنَاكُمْ وَفِيهَا تعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخرَى يُثَبِّتُ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَ فِي الْآخِرَةِ وَيُضِلُّ اللَّهُ الظَّالِمِينَ وَيَفْعَلُ مَا يَشَاءُ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ * اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ عَلَى الْجَوَابِ وَانْطَقْهُ بِالصَّوَابِ * وَخَلَّصْنَا وَخَلْصْهُ مِنَ الْعَذَابِ بِحُرْمَةِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وآله وَصَحْبِه أَجْمَعِينَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ * سُبْحَانَ رَبِّكَ ۱۰ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ * وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ * وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ * الفاتحة
Hamd (övgü), yalnızca yüzü (zatı) baki kalan ve yalnızca mülkü (hükümranlığı) devam eden Allah’a mahsustur. O, varlığında tek olup ebedîlikle muttasıftır, azamet ve övgüde eşsizdir. Bütün mahlûkatı ölüm ve yok oluş için yaratmıştır. O’nun zatından başka her şey helak olacaktır. Hüküm O’nundur ve ancak O’na döndürüleceksiniz. Bu, Allah’ın ve Resûlü’nün bize vaat ettiğidir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir. Bu (vaat) onların ancak iman ve teslimiyetini artırdı.
Allah’ın selamı senin üzerine olsun, ey Allah’ın kulu, (falan oğlu falan)! Sen, efendimiz Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ümmetinin saflarındansın. Allah, keremiyle seni cennetinin yüksek makamlarına yerleştirsin ve lütfuyla rahmet elbiselerine büründürsün. Bilesin ki ölüm, şerefliye de, düşküne de, asiye de, itaatkâra da yazılmıştır. Yakınlığına rağmen mukarreb bir melek, yüksek derece ve makamına rağmen gönderilmiş bir peygamber bile ölümden kurtulamaz.
Sen dünyanın aşağılık yurdundan çıktın ve ebedî olan ahiret yurduna ulaştın. İmtihan, aldanış ve yok oluş diyarından göçtün; nimet, sevinç ve ebedîlik diyarına vardın. Burası (kabir), ahiret menzillerinin ilki ve fani dünya menzillerinin sonuncusudur. Artık sana Rahman’ın meleklerinden iki mukarreb melek gelecek; onlardan korkma ve onlardan dolayı üzülme. Çünkü onlar, Rahman’ın emriyle görevlendirilmiş iki kuldur. Sana soru soracaklar ve diyecekler ki: “Rabbin kim? Peygamberin kim? Dinin ne? İmamın (öncün/rehberin) ne? Kıblen ne? Kardeşlerin kim? Kız kardeşlerin kim?”
Öyleyse onlara, açık bir sözle, pak bir kalple ve fasih (düzgün) bir dille şöyle cevap ver: “Allah benim Rabbimdir, her şeyin yaratıcısıdır. Muhammed benim peygamberimdir, peygamberlerin hatemidir (sonuncusudur). İslam benim dinimdir. Kur’an benim imamımdır (rehberimdir). Kâbe benim kıblemdir. Mümin erkekler benim kardeşlerim, mümin kadınlar benim kız kardeşlerimdir.” Dünya yurdunda üzerinde bulunduğun ahdi (kelime-i şehadeti) hatırla: “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” (Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şahitlik ederim).
Bil ki ölüm haktır, kabir haktır, Münker ve Nekir’in (kabirdeki sorgu melekleri) sorusu haktır. Haşir (toplanma) ve neşir (diriltilme) haktır, müminler için cennette Allah’a kavuşmak haktır, kıyamet saati şüphesiz gelecektir ve Allah kabirlerdekileri diriltecektir. “Sizi topraktan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve sizi bir kez daha ondan çıkaracağız.” (Tâhâ, 55) Allah, iman edenleri dünya hayatında ve ahirette sabit sözle (kelime-i şehadetle) sağlamlaştırır; zalimleri ise saptırır ve dilediğini yapar, hükmetmek istediğini hükmeder.
Allah’ım! Onu cevapta sabit kıl ve doğru söyleme muvaffak et. Bizi ve onu azaptan kurtar. Efendimiz Muhammed’in, âlinin ve tüm ashabının hürmetine, rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi! Rabbin, izzet sahibi, onların vasfetmelerinden yücedir. Gönderilen peygamberlere selam olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
(Fâtiha sûresi)
BENZER KONULAR:

